Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ZAFER ÇAM: “DAVA VE İNANÇ ÜZERİNE KURULAN SALTANATLARIN SONU ALLAH’IN GAZABI İLE SONLANIR”

Kırşehir’in akil insanlarından Zafer Çam, iktidar olana kadar kendince dava,

Kırşehir’in akil insanlarından Zafer Çam, iktidar olana kadar kendince dava, iktidar olduktan sonra ise ihale peşinde koşan münafık tip müslümanları kaleme aldı.

‘Dünün mücahitleri bugünün müteahhitleri’ sözüyle başladığı yazısında Zafer Çam, geçmiş dönemde dava, dürüstlük, ahlak, adalet dersi verenlerin makamı görünce nasıl şaşırdığını, kitabına uydurmaya çalıştıkları münafık ve ahlaksız yaşamlarını nasıl insanların gözünün içine bakarak utanmadan yaşıyor olduklarını ve bunun hesabının her iki cihanda da çetin olacağını kaleme aldı.

Anadolu’nun ünlü kalemi Çam yazısının tamamında şu ifadelerde bulundu;

” Dünün mücahitleri, bugünün müteahhitleri.

Bu değişimin adı iktidar olmaktan geçti.

Arada geçen yılların değişimini adı Müslümanlar gerçekleştirdi.

Yirmi bir yılda önleri açıldı, dava şuuru maddeye döndü.

Dünyayı elleriyle yiten mücahitler bugün dünyalıklarıyla hesaplaşıyorlar.

Dünün mücahidi olanlar buğun sermayenin gücü oldu.

İktidarı, sistemi eleştirenler bugün sistemin bekçiliğini yapıyorlar.

Dünya imtihan dünyası.

Kimi imtihanda başarılı olacak tam mümin olarak ruhunu verecek.

Kimileri ise dava ruhundan uzak müteahhit olarak ölecekler.

Dünyalık biriktirdikleriyle gömülecekler.

Asıl olan hayatın içinde haramlarla kirlenmeden ölebilmek.

İktidarın nimetleri çok çabuk kirletiyor kirlenmek isteyenleri.

Ey adı Müslüman yaşam senin.

Sonu belli olan hayatının tercihi sensin.

Kısaca adı Müslümanlar iktidarla tanıştılar uzun süre iktidardalar.

Yirmi bir yıldır iktidarda olunca makamla, parayla, kadınla tanışmaları da kolay oldu.

Ne yapsınlar bu üçlüyü tanıyınca dünyevileştiler.

Yöneticilikte Müslümanlar, makamlarla geç yüzleştikleri için birden bire birçok imkânla karşılaştılar(makam, para, ihale, kadın, güç, itibar v.s).

Paranın fazlalığını infak, zekât sayarken, ben kazanıyorum’ a dönüştü. Kadınla konuşmak haramken, sekreterle tanışıldı, yemeğe beraber çıkıldı, seyahatler birlikte oldu sonra eşler boşandı.

Sonrası malum.

İhale Müslümanların hiç bilmediği bir şeydi.

Hem teknik olarak, hem de çok korktukları acaba (yapılan iş Allah katında değer bulur mu) diye?

Kısa sürede, bir numaralı ihale düzenleyicisi oldular.

Gerisi güç ve güçle gelen her yanlışa rağmen en itibarlı kişi oldular.

Bir de Müslüman dediğiniz yöneticiler bir camianın öncüsü, lideriyse hiç eleştirilmez her yanlışı doğrudur denildi.

Ya itaat ya itaat….

İtaat etmeyen düşünenler kovuldu.

Bugünkü yöneticilik anlayışlarını, geçmiş yıllarda düzenledikleri sohbetlerle bağdaştıramıyorlar.

Geçmiş yıllarda sohbette, Peygamber (s.a.v)’in yöneticiliğini konuşanlar, bugün yanından bile geçemiyorlar.

Hz. Muhammed’din (s.a.v) ahlakından bahseden bugün yanına uğramıyorlar.

Hz. Ebubekir’in cömertliğinde, fedakârlığından, dağıtan el olduğundan bahsedenler bugün elleri kuruyasıcalardan oldular.

Hz. Ömer’in adaletini konuşanlar, bugün en büyük adaletsizliği yapıyorlar.

Hz. Ali’nin yönetim anlayışını konuşanlar, bugün Muaviye gibi davranıyorlar.

Bugün okuduklarını yaşamlarına döken yöneticiler ise barınmaz barındırılmaz oldu.

Dünün dava adamları dediklerinde kaç kişi kaldı dersiniz.

Dava adamları kenarda kaldı.

Bugün Davası iktidar, sevgi makam, sermayesi para, aşkı kadın olanların yıldızı parlıyor.

Müslümanların yöneticiliklerini yeniden sorgulamaları gerek.

Bugünkü Müslüman geçinen yöneticilerimiz, kendinden olanı ve kendine geleni kendinde diriltmediği sürece, bu çelişkiler devam edecektir. “