Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ZAFER ÇAM YAZIYOR…MAKAM O MAKAMDA OTURAN KİŞİLERİN MÜLKÜ DEĞİLDİR

MAKAM O MAKAMDA OTURAN KİŞİLERİN MÜLKÜ DEĞİLDİR     Kırşehir

MAKAM O MAKAMDA OTURAN KİŞİLERİN MÜLKÜ DEĞİLDİR

 

 

Kırşehir Anadolu’n şirin ve huzurlu şehri.

İlimizde görev yapmış devletin atanmışları bozkırın şirin şehrinde hep mutlu ayrılmışlardır.

Atanmış kurum amirleri ve personeller şirin Ahi şehrinde uzun süre kalmışlardır.

Devletin atamış olduğu birçok vali dostlarımız ilimizde olmaktan şirin Anadolu şehrinde hizmet etmekten mutlu ve huzurlu ayrıldılar.

Altmış yıldır bu ildeyiz.

Kırşehir’e atanmış birçok vali ve yardımcılarıyla hatıralarımız oldu.

Makamlarda güç alanlarında gördük.

Makamlara güç katanlarında.

Makamlarda güç alanlar çabuk unutuluyor.

Makamlar güç katanlar ise ölse de hatıraları anlıları hep canlı ve diri kalıyor.

İlimize katma değer katan, ufku geniş, yatırımlarda öncü olan valilerin eserleri anlatılırken.

İlimize gelip Kırşehir halkıyla arasına duvar örüp halkın giriş kapısını kapatan valilerde anlatılmakta.

Kapılarını halka açıp burası halkın kapısı diyen valilerde biliyoruz.

Halkın içinde olup Kırşehirlilerle kaynaşan, kucaklaşan kurum amirleriyle gurur duyan, onları birleştiren yanlarında, sofrasında mutlu olan valilerde unutulmuyor.

Halkın vali bası olan ve elinde zülfü kârla ey soy kırımca Gazze katili Yahudi İsrail devleti geliyoruz diyen vali babayı da unutmadı.

İktidarların valileri gün geliyor bir başak ile ya da merkeze çekiliyorlar.

Valiyken makamda güç alanlar, makam elden gidince ne telefonları çalıyor, nede kapısına gelen oluyor.

Anılarıyla yaşatılan valilerimizden Rahmetli Vali Recep YAZICIOĞLU unutulmuyor.

Görevleri sırasında dikkat çeken projelere imza atıyor, zaman zaman siyasilerle ters düşüyor, torpile asla müsaade etmiyor, korumaları dolaşıyor, birlikte karalar alıyor makam arabasını şahsi işleri için kesinlikle kullanmıyor.

Hatta Çorum’un Alaca Kaymakamlığı döneminde kapısında “kapıyı vurmadan girebilirsiniz” yazısı asılı duruyordu.

Tüm bunlar halkın sevgisi ve yoğun ilgisine sebep olunca ‘Sıra Dışı Kaymakam Recep Yazıcıoğlu’ dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın dikkatini çekiyor ve Özal’ın emri ile ismi valiler kararnamesine alınıyor.

Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren itiraz etse de altı ay süren ‘kaymakam krizi’ Özal’ın galibiyeti ile sonuçlanıyor.

Otuz altı yaşındaki Recep Yazıcıoğlu, Türkiye’nin en genç valisi olarak 1984 yılında Tokat’a atanıyor.

Beş yıl görev yaptığı Tokat’ta halkın da desteği ile sahada bizzat çalışarak başarıları nedeniyle “Yılın Bürokratı” seçiliyor ve ‘Türkiye’nin en genç valisi olmasına karşın Tokat’ta döneminde yapılan ilkokul ve sağlık ocağı sayısı Cumhuriyet döneminin tamamından fazla olduğu için bu ödüle layık görüldüğü’ açıklamasının üzerinde yazılı olduğu ödülü başköşesinden ayırmamış.

1989 yılında Kaymakam Vekili olarak göreve başladığı Aydın’a Vali olarak döndüğünde.

Kendisine iletilen bir şikâyet üzerine tebdil-i kıyafetle bir hasta gibi Nazilli SSK Hastanesi Başhekimine başvurarak şikâyetleri yerinde gözlemlemesi ve aldığı ‘paran yoksa tedavi olamazsın’ cevabının ardından ertesi gün Vali kimliği ile giderek başhekimi görevden alması en unutulmaz anılarından biri olarak anlatılıyor.

Kaymakamlık ve Valilik dönemlerindeki başarılı uygulamalarıyla dikkat çeken, projeleri ile akademik tezlere konu olan, ünlü romancıların romanlarına, hayatını ve mücadelesini anlatan film ve dizilere ilham kaynağı olan Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu, “Valilik abartılmamalı.

Her görev önemlidir.

Önemli olan geldiğin konumun yükseklik derecesi değil, yaptığın iş ne olursa olsun onun en iyisini yapmaktır” diyerek her zaman savunduğu ‘Hizmetkâr Devlet’ anlayışıyla vefatının ardından yıllar geçmesine rağmen kendisi için mücadele ettiği halk tarafından neden unutulmadığını özetliyordu.

“ Mahkeme Kadıya Mülk Değil”

Bir makamda oturan kişiler, bir gün o makamı terk etmek zorunda kalabilirler.

Sonuçta makam, o makamda oturan kişilerin mülkü değildir.

Makamda oturan kişiler o makamın kendilerine ait olduğuna inanarak etraflarındaki insanları hor görmemeli ve bir gün o makamı terk edeceklerini bilmelidirler.